A.A.JDANOV
Felsefe sistemleri konusundaki eleştirici bir incelemenin belli bir yönelimi olmalıdır. Çoktan ölmüş ve gömülmüş felsefi görüş ve fikirlere fazla önem verilmemelidir. Öte yandan, gerici nitelikleri bir yana, bugün yaşayan ve Marksizmin düşmanları tarafından kullanılmakta olan felsefi sistem ve fikirler özellikle şiddetli bir şekilde eleştirilmelidir. Bu gruba özellikle yeni-Kantçılık, teoloji, bilinemezciliğin eski ve yeni türleri, çağdaş doğa bilimine Tanrıyı sokuşturma girişimleri ve bayatlamış idealist malları yeniden ısıtıp piyasaya sürmeyi amaçlayan başka her çeşit taife girmektedir. Emperyalizmin felsefe alanındaki uşaklarının korku içindeki efendilerini desteklemek için bugün yaralanmakta olduğu cephanelikte, işte bunlar vardır.
Biz, faşizme karşı kazandığımız zaferin tecrübesi sayesinde, idealist felsefenin bazı ulusları nasıl bütünüyle çıkmaza sürüklediğini biliyoruz. Şimdi idealizm, burjuvazinin çöküşünün olanca derinliğini, aşağılığını ve iğrençliğini yansıtan yeni ve korkunç derecede çirkin çehresiyle karşımıza çıkmaktadır. Filozof kılığına bürünmüş muhabbet tellalları ve ahlaksız caniler: Bu, yozlaşmanın ve çöküşün gerçekten de son kertesidir. Bununla birlikte bu güçler hala hayattadır ve hala kitlelerin bilincini zehirleme yeteneğine sahiptirler.
Çağdaş burjuva bilimi, kiliseye ve fideizme , amansızca teşhir edilmesi gereken yeni yeni gerekçeler hazırlamaktadır. Örnek olarak, İngiliz astronomu Eddington’un, evrenin sabit katsayılarına ilişkin teorisini alabiliriz; bu teori, doğrudan doğruya matematiksel formüllerden vahiy yoluyla 666 rakamı gibi “temel kasayılar” elde etmeye kalkışan Pisagor sayı gizemciliğine götürmektedir. Einsein’ın birçok izleyicisi, diyalektik bilgi sürecini, mutlak doğru ile göreli doğru arasındaki ilişkiyi kavramadıklarından, evrenin belli, sınırlı bir tabiatı olduğu fikrine varmaktadırlar. Hatta Milne adındaki bir astronom, dünyanın iki milyar yıl önce yaratıldığını bile “hesaplamıştır”. Bu İngiliz bilim adamlarına, büyük vatandaşları filozof Bacon’un, kendi bilimlerinin yetersizliğini tabiata karşı bir küfür haline dönüştürenler hakkındaki sözlerini uygulamak her halde doğru olacaktır.
Aynı şekilde, çağdaş burjuva atom fizikçilerinin Kantçı hileleri onları elektronların “özgür iradesinden” dem vurmaya ve maddeyi yalnızca bir dalgalar bileşimi olarak gösterme girişimlerine ve benzeri saçmalıklara götürmektedir.